Günümüzde, teknolojinin ilerlemesi ve sınırların
ortadan kalkmasıyla birlikte, yatırımcılar sınır ötesi yatırım fırsatlarına
daha çok ilgi gösterirken, işletmeler de fon sağlayabilme olanaklarını
uluslararası alanda mümkün olduğunca genişletme çabasındadırlar.
20. yüzyılın sonları ile birlikte, dünyada yayılan
küreselleşme kavramı, isletmeleri kendileri açısından en karlı olan bölgelerde
faaliyet göstermeye yöneltmiştir. Bunu takiben para ve sermaye piyasalarının da
entegrasyonu, tüm isletmelerin ana birimlerinden olan muhasebelerinde ortak bir
dil kullanımını zorunlu kılmıştır. Tutarlı uygulanan ortak bir finansal dil,
yatırımcıların, farklı alanlarda faaliyetlerini sürdüren isletmelerin finansal
sonuçlarını daha kolay bir şekilde karşılaştırmalarına, çeşitlilik ve yatırım
adına daha fazla fırsat yaratmalarına imkan verir.
Uluslararası faaliyette bulunan işletmelerde muhasebe
ve finansal raporlama süreci yerel işletmelere göre daha zor bir süreçtir.
Muhasebe uygulama ve standartlarındaki ülkeler arası farklılıklar farklı
ülkelerdeki işletmelerin finansal tablolarının karşılaştırılmasını
zorlaştırmakta olup, muhasebe, raporlama ve denetim standartlarının
uluslararası boyutta uyumlaştırılması hem süreç sahipleri hem de muhasebe
çıktılarını değerlendiren yatırımcı ve diğer ilgili taraflar yönünden faydalı
olacaktır.
Benzer işlem ve olayların farklı şekilde finansal
tablolara yansıtılması, farklı faaliyet raporlarının ortaya çıkmasına neden
olmuştur. Uluslararası şirket alım-satım ve birleşmelerinde yatırım kararı veren
kişi ve kurumlar, ülkelerin kendi mevzuatlarına göre hazırlanmış faaliyet
raporlarını incelerken uygulanan muhasebe standartlarının karşılaştırma yapmaya
elverişli olmadığını tespit etmişlerdir.
1990’lı yıllardan itibaren küresel sermaye ve
işlemlerinin artması sonucu, muhasebe işlemlerinde tekdüzelik oluşturmak ve
uluslararası kabul gören standartları kullanmak bir zorunluluk olmuştur.
Uluslararası Menkul Kıymetler Komisyonları Örgütü (International Organization
of Securities Commissions – IOSCO) Teknik Komitesi’nin 1989 yılında
“Uluslararası Halka Arzlar” üzerinde hazırladığı raporda; ülkeler arasındaki
farklı mali raporlama yükümlülüklerinin sınır ötesi menkul kıymet ihraçlarında
en çok problem yaratan konulardan biri olduğu belirtilmiştir.
Dünya’da tek bir finansal raporlama standartları
setinin oluşturulmasına iten sebepler
- Global Krizler sonucu finansal tablolara duyulan
güvenin azalması,
- Ülkeler arası muhasebe standartları arasındaki
farklılıklar,
- Anlaşılabilir, etkin ve kaliteli finansal raporlamanın
eksikliği,
- Uluslararası şirket alım-satım birleşmeleri,
- Karşılaştırılabilir ve güvenilir bilgiye duyulan
ihtiyaç,
- Küresel sermaye hareketleri,
- Stratejik yatırım kararları
olarak sayılabilir.
Muhasebe alanında küreselleşmenin etkisiyle gün yüzüne
çıkan sorunlara, muhasebe camiasında üretilen çözümler içerisinde en çok ilgi
ve kabul göreni “Uluslararası Muhasebe Uyumlaştırması” yaklaşımıdır. Farklı
muhasebe uygulamalarının uyumlaştırılması konusunda bir çok uluslararası resmi
ve özel organizasyon çalışmalar yapmış olmasına rağmen, Uluslararası Muhasebe
Standartları Kurulu (IASB), uluslararası muhasebe uyumlaştırması düşüncesini
yayınladığı standartlar Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ve
Uluslararası Finansal Raporlama Standartları vasıtası ile hayata geçirmiş
ve başarılı olmuştur. Özellikle Avrupa ve Asya-Pasifik Bölgesinde bulunan
binlerce şirket 2005 yılında kendi ulusal muhasebe politikaları yerine
Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nı (UFRS) kullanmaya
başlamışlardır. Son yıllarda Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde Türkiye’de
uluslararası muhasebe standartlarına uyumlu yasal düzenlemeler yapılması
gündeme gelmiş ve BDDK ile SPK uluslararası muhasebe standartlarına uyumlu
farklı tebliğler yayınlamışlardır. SPK halka açık şirketlerde 31 Aralık 2003
tarihinden itibaren UFRS’yi uygulamanın SPK muhasebe standartları ile uyumlu
mali tablo hazırlamak anlamına geldiğini duyurmuştur. Diğer taraftan
Türkiye’deki muhasebe ve finansal raporlamaya ilişkin çok baslı uygulamaya son
vermek amacıyla, muhasebe standartlarını oluşturmak ve yayımlamak üzere idari
ve mali özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip Türkiye Muhasebe Standartları
Kurulu (TMSK) kurulmuştur.
Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, Avrupa Birliği
mevzuatıyla uyum sağlamak ve dünya uygulamalarına yakın olabilmek için UFRS’yi
benimseme kararı almıştır. Bu karar ile birlikte TMSK ile Uluslararası Muhasebe
Standartları Vakfı (IASCF) arasında bir telif ve lisans anlaşması imzalanmış,
TMSK tarafından resmi bir çevirinin yapılmasına karar verilmiştir. 2011
yılında Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumuna (KGK);
uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarını oluşturmak ve
yayımlamak, bağımsız denetimde uygulama birliğini, gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak,
denetim standartlarını belirlemek, bağımsız denetçi ve bağımsız denetim
kuruluşlarını yetkilendirmek ve bunların faaliyetlerini denetlemek ve bağımsız
denetim alanında kamu gözetimi yapmak yetkisi verilmiştir.
Yeni Türk Ticaret Kanunu ile de 2013 yılından itibaren
finansal raporlama konularında Türkiye Muhasebe Standartları’na uyma
zorunluluğu getirilmiştir.
İşletmelerin yakın gelecekte pek çok nedenle
karşılarına çıkacak olan bu standartlara uyum süreci kapsamında, bu
süreçte muhasebe sistemlerinde hangi değişimler gerekeceği ve kendilerini
ne gibi gelişmelerin beklediğine yönünden hazırlıklı olmaları için çalışmalara
başlamaları faydalı olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder