24 Şubat 2015 Salı

Nereden çıktı bu standartlar ?


Günümüzde, teknolojinin ilerlemesi ve sınırların ortadan kalkmasıyla birlikte, yatırımcılar sınır ötesi yatırım fırsatlarına daha çok ilgi gösterirken, işletmeler de fon sağlayabilme olanaklarını uluslararası alanda mümkün olduğunca genişletme çabasındadırlar.
 
20. yüzyılın sonları ile birlikte, dünyada yayılan küreselleşme kavramı, isletmeleri kendileri açısından en karlı olan bölgelerde faaliyet göstermeye yöneltmiştir. Bunu takiben para ve sermaye piyasalarının da entegrasyonu, tüm isletmelerin ana birimlerinden olan muhasebelerinde ortak bir dil kullanımını zorunlu kılmıştır. Tutarlı uygulanan ortak bir finansal dil, yatırımcıların, farklı alanlarda faaliyetlerini sürdüren isletmelerin finansal sonuçlarını daha kolay bir şekilde karşılaştırmalarına, çeşitlilik ve yatırım adına daha fazla fırsat yaratmalarına imkan verir.
 
Uluslararası faaliyette bulunan işletmelerde muhasebe ve finansal raporlama süreci yerel işletmelere göre daha zor bir süreçtir. Muhasebe uygulama ve standartlarındaki ülkeler arası farklılıklar farklı ülkelerdeki işletmelerin finansal tablolarının karşılaştırılmasını zorlaştırmakta olup, muhasebe, raporlama ve denetim standartlarının uluslararası boyutta uyumlaştırılması hem süreç sahipleri hem de muhasebe çıktılarını değerlendiren yatırımcı ve diğer ilgili taraflar yönünden faydalı olacaktır.
Benzer işlem ve olayların farklı şekilde finansal tablolara yansıtılması, farklı faaliyet raporlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Uluslararası şirket alım-satım ve birleşmelerinde yatırım kararı veren kişi ve kurumlar, ülkelerin kendi mevzuatlarına göre hazırlanmış faaliyet raporlarını incelerken uygulanan muhasebe standartlarının karşılaştırma yapmaya elverişli olmadığını tespit etmişlerdir.
1990’lı yıllardan itibaren küresel sermaye ve işlemlerinin artması sonucu, muhasebe işlemlerinde tekdüzelik oluşturmak ve uluslararası kabul gören standartları kullanmak bir zorunluluk olmuştur. Uluslararası Menkul Kıymetler Komisyonları Örgütü (International Organization of Securities Commissions – IOSCO) Teknik Komitesi’nin 1989 yılında “Uluslararası Halka Arzlar” üzerinde hazırladığı raporda; ülkeler arasındaki farklı mali raporlama yükümlülüklerinin sınır ötesi menkul kıymet ihraçlarında en çok problem yaratan konulardan biri olduğu belirtilmiştir.
Dünya’da tek bir finansal raporlama standartları setinin oluşturulmasına iten sebepler
  • Global Krizler sonucu finansal tablolara duyulan güvenin azalması,
  • Ülkeler arası muhasebe standartları arasındaki farklılıklar,
  • Anlaşılabilir, etkin ve kaliteli finansal raporlamanın eksikliği,
  • Uluslararası şirket alım-satım birleşmeleri,
  • Karşılaştırılabilir ve güvenilir bilgiye duyulan ihtiyaç,
  • Küresel sermaye hareketleri,
  • Stratejik yatırım kararları
olarak sayılabilir.
Muhasebe alanında küreselleşmenin etkisiyle gün yüzüne çıkan sorunlara, muhasebe camiasında üretilen çözümler içerisinde en çok ilgi ve kabul göreni “Uluslararası Muhasebe Uyumlaştırması” yaklaşımıdır. Farklı muhasebe uygulamalarının uyumlaştırılması konusunda bir çok uluslararası resmi ve özel organizasyon çalışmalar yapmış olmasına rağmen, Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB), uluslararası muhasebe uyumlaştırması düşüncesini yayınladığı standartlar Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası  Finansal Raporlama Standartları vasıtası ile hayata geçirmiş ve başarılı olmuştur. Özellikle Avrupa ve Asya-Pasifik Bölgesinde bulunan binlerce şirket 2005 yılında kendi ulusal muhasebe politikaları yerine Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nı (UFRS) kullanmaya başlamışlardır. Son yıllarda Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde Türkiye’de uluslararası muhasebe standartlarına uyumlu yasal düzenlemeler yapılması gündeme gelmiş ve BDDK ile SPK uluslararası muhasebe standartlarına uyumlu farklı tebliğler yayınlamışlardır. SPK halka açık şirketlerde 31 Aralık 2003 tarihinden itibaren UFRS’yi uygulamanın SPK muhasebe standartları ile uyumlu mali tablo hazırlamak anlamına geldiğini duyurmuştur. Diğer taraftan Türkiye’deki muhasebe ve finansal raporlamaya ilişkin çok baslı uygulamaya son vermek amacıyla, muhasebe standartlarını oluşturmak ve yayımlamak üzere idari ve mali özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK) kurulmuştur.
Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, Avrupa Birliği mevzuatıyla uyum sağlamak ve dünya uygulamalarına yakın olabilmek için UFRS’yi benimseme kararı almıştır. Bu karar ile birlikte TMSK ile Uluslararası Muhasebe Standartları Vakfı (IASCF) arasında bir telif ve lisans anlaşması imzalanmış, TMSK tarafından resmi bir çevirinin yapılmasına karar verilmiştir. 2011 yılında Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumuna (KGK); uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarını oluşturmak ve yayımlamak, bağımsız denetimde uygulama birliğini, gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak, denetim standartlarını belirlemek, bağımsız denetçi ve bağımsız denetim kuruluşlarını yetkilendirmek ve bunların faaliyetlerini denetlemek ve bağımsız denetim alanında kamu gözetimi yapmak yetkisi verilmiştir.
Yeni Türk Ticaret Kanunu ile de 2013 yılından itibaren finansal raporlama konularında Türkiye Muhasebe Standartları’na uyma zorunluluğu getirilmiştir.
İşletmelerin yakın gelecekte pek çok nedenle karşılarına çıkacak olan bu standartlara uyum süreci kapsamında, bu süreçte muhasebe sistemlerinde hangi değişimler gerekeceği ve kendilerini ne gibi gelişmelerin beklediğine yönünden hazırlıklı olmaları için çalışmalara başlamaları faydalı olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder